Esrarengiz Haberler

MURAT K. BEŞİROĞLU İMZALI ANDROİD ADASI YAYIMLANDI

Murat K. Beşiroğlu’nun Android Adası isimli kısa romanı geçtiğimiz günlerde satışa sunuldu. Yapay zekâ temasının gerilimli bir ada macerası kapsamında ele alındığı kitapta Barış isimli bir mühendisin başından geçen olaylar konu ediliyor.

Yirmi birinci yüzyılın ortalarında yaşanmakta olan kitlesel işsizlik dünya genelinde androidlere yönelik galiz bir öfkeyi tetiklemiş ve dünyanın çeşitli ülkelerinde ayaklanmalar meydana gelmiştir. ‘Büyük yıkım’ olarak isimlendirilen bu olaylar sırasında binlerce android tahrip edilmiş, yapay zekâlı sanal ajanların varlıklarına Merkezi Federasyon tarafından el konulmuştur. Böylesi bir iklimde geliştirdiği yeni projesiyle Cognity şirketi insan beyninin çeşitli bölgelerini temsil eden yapay zekâ şemalarının bağımsız birer varlığa dönüşmesini sağlamıştır. Birer android gövdesine sahip olan bu varlıklar Büyük Okyanus’taki ıssız bir adada eğitim görmektedirler. Şirket yetkilileri bir yandan geliştirdikleri androidlerin kendilerini saldırılardan koruyabilecek bir bilişsel düzeye ulaşmasını istemekte, bir yandan da şirketten bağımsız hale gelmelerinden korkmaktadırlar. Bu ikircikli yaklaşım androidlerin eğitim gördükleri adanın bir tür açık hava hapishanesine dönüştürülmesine yol açmıştır.

Cognity şirketinde çalışmakta olan Barış önceki ekipten nöbeti devralmak üzere adaya çıkar. Ancak nedeni bilinmeyen dev dalgaların süpürdüğü adada androidlerden bir kısmının arızalanmış, bir kısmının ise huyunun değişmiş olduğunu görür. Barış androidlerde oluşan davranış değişikliklerinin sebeplerini anlamaya çalışırken adada varlığından daha önce haberdar olunmayan kişiler ortaya çıkar. Barış adada bir yandan açlıkla ve soğukla mücadele ederken, bir yandan da androidleri kontrol altında tutmaya çalışacaktır.

Okurların kitabın havasını soluması için Android Adası’ndan bir örnek pasaja aşağıda yer veriyoruz.

Adaya iyice yaklaştığımız sırada okyanusun suları pürüzsüz hâle geldi ve tepemizde uçan fırtına kuşları keskin çığlıklar atarak göğe yükselmeye başladılar. İçim çekilir gibi olduğundan dönüp istemsiz bir biçimde arkama baktım. Apartman boyunda bir dalga, tepesinden beyaz köpükler saçarak üzerimize doğru geliyordu. Çocukken gördüğüm kâbuslara benzeyen bu sahne karşısında ağzımı açıp tek bir kelime söyleyemedim, âdeta dilim tutulmuştu. Benden hemen sonra durumun farkına varan David de yaşadığı korkuyla kendinden geçmiş, çaresizlik içinde Tanrı’ya yalvarmaya başlamıştı. Suyun yüzeyinde korkunç anaforlar yaratan o heyula gerçek olabilir miydi? Ortada ne fırtına vardı ne de herhangi bir tsunami uyarısı almıştık.

Şimdi üzerimize gelen dev dalganın uğultulu kucağında her şey donup kalmış gibiydi. Yüzümü yalayıp geçen ılık rüzgâr ölümü ağırbaşlı bir biçimde karşılamam gerektiğini hatırlattı. Dönüp yeniden üzerimize doğru gelen dalganın yarattığı derin uçuruma baktım. Az önce terk ettiğimiz deniz uçağı, saniyeler içinde alabora olup sulara gömüldü ve yaklaşan dalganın karşı konulmaz gücü botumuzu hızla kendisine doğru çekmeye başladı. Kaçınılmaz sonuma hazırlanmak için bir derviş vakarıyla gözlerimi kapadım. Çok geçmeden içinde bulunduğumuz bot, bir ceviz kabuğuymuş gibi havaya savruldu ve çağıldayarak akan köpüklü suların içinde sürüklenmeye başladım…

Bilimkurgu edebiyatımızın üretken ismi Murat K. Beşiroğlu’nun büyük ilgi göreceğine inandığımız kısa romanını BURAYA tıklayarak satın alabilirsiniz.

Beğendiyseniz Paylaşın

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın